Ayşe, evliliklerinin üçüncü yılında boşanma kararı aldığında aklına ilk gelen şey düğün gecesi takılan altınlar oldu. Annesi, halası, kayınvalidesi… Herkes bir şeyler takmıştı. Üstelik düğün öncesinde damadın ailesi de geleneksel altın alışverişini yapmıştı. Şimdi bu altınlar kime ait sayılacaktı?
Bu durum Türkiye’de binlerce çiftin yaşadığı bir sorun. Düğünde takılan altın, bilezik, yüzük, kolye gibi ziynet eşyalarının boşanma sonrasında kime kalacağı meselesi hem duygusal hem de maddi açıdan oldukça karmaşık.
Mehmet ve Zeynep’in Hikayesi
İzmir’de yaşayan Mehmet ve Zeynep’in hikayesi bu konuyu anlamamız için mükemmel bir örnek. 2019’da evlenen çift, düğünde toplamda 150 gram altın toplamıştı. Mehmet’in ailesi 80 gram, Zeynep’in ailesi 70 gram altın takmıştı. Bunların arasında damadın annesinin taktığı 30 gramlık bilezik seti de vardı.
2024 yılında boşanma davası açıldığında ise durum karmaşık hale geldi. Zeynep, düğünde kendisine takılan tüm altınların kendisine ait olduğunu söylüyordu. Mehmet ise annesinin taktığı bilezik setinin geri verilmesini istiyordu. Ailelerin taktığı diğer altınlar konusunda ise iki taraf da farklı görüşlerdeydi.
Yargıtay’ın Net Kararı: “Kime Takıldığı Önemlidir”
Bu konuda Yargıtay’ın yerleşik kararları var. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2022/3847 sayılı kararına göre: “Düğün töreninde geline takılan ziynet eşyaları, hangi tarafın akrabası tarafından takılmış olursa olsun, geline bağışlanmış sayılır.”
Peki Mehmet’in annesinin taktığı bilezik seti ne olacaktı? Burada da Yargıtay’ın başka bir kararı devreye giriyor. Eğer takılan kişi açıkça “Bu benim, sadece düğün için takıyorum” diye belirtmişse ve bunu ispatlayabiliyorsa, o zaman o eşya bağış sayılmaz.
Seyhan Adliyesi’nde Görülen Benzer Davalar
Adana’da bu tür davaları yakından takip eden hukukçular, özellikle Seyhan Adliyesi’nde görülen mal paylaşımı davalarında ziynet eşyası anlaşmazlıklarının sıkça yaşandığını belirtiyor. Genellikle davalarda şu durumlar tartışma konusu oluyor:
- Düğün öncesinde damadın ailesi tarafından alınan altınlar
- Nişan töreninde takılan takılar
- Düğün sonrasında doğum, yıldönümü gibi özel günlerde verilen altınlar
- Miras yoluyla geçen aile yadigârı takılar
Mehmet ve Zeynep Davasının Sonucu
Mahkeme, Mehmet’in annesinin taktığı bilezik konusunda kesin karar vermek için tanık dinledi. Düğün görüntülerini inceledi. Sonuçta annenin düğün sırasında “Bu benim anne yadigârım, sadece düğün için takıyorum” dediği tanıklarla ispatlandı. Bu nedenle 30 gramlık bilezik seti Mehmet’in tarafına geri verildi.
Geriye kalan 120 gram altın ise tamamen Zeynep’e ait sayıldı. Çünkü düğün sırasında geline takılan ve bağış niyetiyle verilen altınlar, hangi tarafın akrabası tarafından takılmış olursa olsun, geline aittir.
Neleri Nasıl İspatlamalısınız?
Bu tür davalarda ispat konusu kritik. Zeynep ve Mehmet örneğinde olduğu gibi, mahkemelerin değerlendirdiği kanıtlar şunlar:
Düğün fotoğrafları ve videoları: Kim neyi taktığını gösteren görüntüler önemli delil teşkil ediyor. Özellikle takının takılma anının kayıtlarda olması faydalı.
Tanık beyanları: Düğünde bulunan yakın akrabalar ve arkadaşların tanıklığı etkili oluyor. Özellikle “Bu takıyı ben taktım ve hediye ettim” diyen kişilerin ifadesi.
Takı listesi: Bazı aileler düğün öncesinde kimin ne alacağına dair liste tutuyor. Bu belgeler mahkemede güçlü delil sayılıyor.
Damat Takıları Nasıl Değerlendiriliyor?
Damat takıları konusu ise daha az tartışmalı. Damada takılan altın kol saati, yüzük gibi eşyalar genellikle damada ait sayılıyor. Ancak burada da istisna durumlar var. Eğer damadın ailesi “Bu saat babamdan kalma, sadece düğün için veriyoruz” diyerek açık beyanatta bulunmuşsa, durum farklılaşabiliyor.
Evlilik Öncesi Altınlar Ayrı Kategori
Mehmet ve Zeynep davasında dikkat çeken bir nokta daha vardı. Zeynep’in nişanlılık döneminde aldığı bazı altınlar da davaya konu olmuştu. Yargıtay bu konuda da net: “Evlilik öncesinde alınan ve şahsi malvarlığına dahil olan ziynet eşyaları, evlilik birliğinin sona ermesiyle birlikte sahibine kalır.”
Bu durumda Zeynep’in nişan öncesinde biriktirdiği altınlar, düğün takılarından ayrı tutuldu ve ona ait sayıldı.
2026 Yılı İtibarıyla Güncel Yaklaşım
Mahkemelerin son dönem kararlarında, özellikle dijital çağın getirdiği yeni kanıt türleri de değerlendiriliyor. WhatsApp mesajları, sosyal medya paylaşımları, hatta düğün öncesi alışveriş fişleri bile delil olarak sunulabiliyor.
Adana Barosu’ndan edinilen bilgilere göre, bu tür davalarda arabuluculuk yolunun da giderek daha fazla tercih edildiği görülüyor. Özellikle ailelerin müdahil olduğu durumlarda, mahkeme süreci yerine arabuluculukla çözüm daha hızlı sonuç veriyor.
Mehmet ve Zeynep’in hikayesi, düğün takıları konusundaki karmaşıklığı net şekilde ortaya koyuyor. Boşanma sürecinde bu tür anlaşmazlıklar yaşamamak için, düğün öncesinde ailelerin niyetlerini net şekilde belirtmesi ve mümkünse bunları belgelendirmesi faydalı olacaktır. Aksi takdirde, duygusal değeri yüksek bu eşyalar mahkeme salonlarında tartışma konusu olmaya devam edecektir.
Boşanma Avukatlığı ve Aile Hukuku Hakkında Bilgiler Boşanma Avukatlığı, Adana Boşanma Avukatı, Boşanma Davaları ile İlgili Bilgiler ve Mahkeme Kararları