32 okunma

Mehmet Bey’in Anlaşmalı Boşanma Hikayesi: Tek Celsede Bitti

Mehmet Bey, Seyhan’da küçük bir işyeri işleten 42 yaşında bir esnaftı. Eşi Ayşe Hanım’la 15 yıllık evlilikleri artık sürdürülemez hale gelmişti. Aralarında büyük bir husumet yoktu; sadece farklı yollar seçmek istiyorlardı. Bir tanıdığından anlaşmalı boşanma sürecini duyduğunda, “Biz de kavga etmeden, çocuklara zarar vermeden ayrılabilir miyiz?” diye düşünmeye başladı. Bu yazıda, Mehmet Bey ve Ayşe Hanım’ın anlaşmalı boşanma sürecini adım adım aktarıyoruz. (İsimler ve bazı detaylar değiştirilmiştir.)

İlk Kararsızlık ve Araştırma Süreci

Mehmet Bey’in aklında onlarca soru vardı. Anlaşmalı boşanma gerçekten tek celsede sonuçlanabilir miydi? 8 ve 12 yaşlarındaki iki çocuğuna bu süreçte en az zarar nasıl verebilirlerdi? Avukat tutmak zorunlu muydu?

Ayşe Hanım’la uzun uzun konuştular. Her ikisi de boşanmaya kararlıydı, ancak izlenecek yol konusunda net değillerdi. Mehmet Bey önce internetten araştırma yaptı, sonra Adana Barosu‘nun ücretsiz hukuki danışmanlık hizmetinden yararlanarak bir avukatla görüştü. Avukat, Türk Medeni Kanunu‘nun 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı boşanmanın temel şartlarını anlattı: evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması, tarafların boşanmanın tüm mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında anlaşması, ve her iki tarafın duruşmada bizzat hazır bulunması. 15 yıllık evlilikleri ve aralarında husumet olmaması, anlaşmalı boşanma için uygun koşulları taşıyordu.

Protokol Hazırlama: En Kritik Aşama

Avukatın da uyarısıyla Mehmet Bey, sürecin en önemli aşamasının protokol hazırlığı olduğunu anladı. Anlaşmalı boşanma protokolü sıradan bir belge değildir; hakim tarafından onaylandığında mahkeme kararı (ilam) niteliği kazanır ve hükümlerine uyulmaması halinde icra yoluyla takip edilebilir.

Mehmet Bey ve Ayşe Hanım’ın protokolde düzenlemesi gereken zorunlu konular şunlardı:

Velayet: Türk hukukunda ortak velayet düzenlemesi bulunmadığından velayet ebeveynlerden yalnızca birine verilir. Ayşe Hanım ve Mehmet Bey, çocukların anneyle kalmasını kararlaştırdılar. TMK 182. maddesi gereğince hakim, çocuğun üstün yararını gözeterek bu düzenlemeyi inceleyecekti.

Kişisel ilişki: Mehmet Bey’in çocuklarla görüşme hakkı detaylıca düzenlendi. Her ayın birinci ve üçüncü hafta sonu Cumartesi saat 10:00’dan Pazar saat 18:00’e kadar, yarıyıl tatilinin ilk haftası, yaz tatilinde Temmuz ayının tamamı ve dini bayramların dönüşümlü olarak baba ile geçirilmesi kararlaştırıldı. Çocukların alınıp teslim edileceği yer olarak Mehmet Bey’in iş yeri adresi belirlendi. Bu kadar ayrıntılı düzenleme yapmalarının sebebi, avukatın “belirsiz bırakılan her nokta ilerde anlaşmazlık yaratır” uyarısıydı.

İştirak nafakası: Mehmet Bey, her çocuk için aylık 8.000 TL (toplamda 16.000 TL) iştirak nafakası ödeyecekti. Ödeme her ayın 5’ine kadar Ayşe Hanım’ın banka hesabına yapılacaktı. En önemlisi, yıllık artış oranı da belirlendi: her yıl Ocak ayında TÜİK tarafından açıklanan bir önceki yılın 12 aylık TÜFE ortalaması oranında artırılacaktı. Avukat, artış oranı konulmazsa her yıl ayrı bir nafaka artırım davası açılması gerektiğini hatırlatmıştı.

Yoksulluk nafakası ve tazminat: Ayşe Hanım’ın da düzenli geliri olduğundan taraflar yoksulluk nafakası talep etmemeye karar verdiler. Bu durum protokolde “Taraflar birbirlerinden yoksulluk nafakası talep etmemektedir” şeklinde açıkça yazıldı. Benzer şekilde maddi ve manevi tazminat talepleri olmadığı da net ifadeyle protokole eklendi. Avukat, bu ibarelerin yazılmamasının boşanma sonrası TMK 178 uyarınca bir yıl içinde ayrıca tazminat davası açılması riskini doğuracağını açıklamıştı.

En çok tartışma çıkan konu mal paylaşımı oldu. Mehmet Bey’in iş yeri, evlilik içinde edinilmiş mallara katılma rejimi (TMK md. 218-241) kapsamında değerlendirilmeliydi. Sonunda şu çözüme ulaştılar: ortak konut Ayşe Hanım’a devredilecek, Mehmet Bey iş yerini ve üzerine kayıtlı aracı alacaktı. Konutun tapu bilgileri (il, ilçe, mahalle, ada, parsel, blok, kat ve bağımsız bölüm numarası) tapu kaydındaki gibi birebir yazıldı ve protokolde “tescil” ibaresi yer aldı. Avukat, bu detay olmadan tapu müdürlüğünün devri gerçekleştirmeyeceğini vurgulamıştı.

Ziynet eşyaları konusu da ayrıca düzenlendi. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre düğünde takılan altınlar kural olarak kadına aittir. Protokolde ziynet eşyalarının Ayşe Hanım’da kaldığı ve tarafların bu konuda herhangi bir talepleri olmadığı açıkça belirtildi.

Dava Açılması ve Duruşma Günü

Protokol tamamlanıp her iki tarafça ıslak imza ile imzalandıktan sonra avukat, dava dilekçesini ve protokolü 4787 sayılı Kanun uyarınca görevli Aile Mahkemesine sundu. Başvurma harcı, peşin harç ve gider avansı olarak toplamda yaklaşık 4.500 TL masraf ödendi. Ayrıca istinaftan feragat dilekçesi de hazırlandı; böylece kararın daha hızlı kesinleşmesi sağlanacaktı.

Mahkeme, dava dilekçesinin sunulmasından yaklaşık 35 gün sonra duruşma günü verdi. Mehmet Bey o güne kadar heyecanlı ve tedirgin bir bekleyiş yaşadı. Ayşe Hanım da benzer duygular içindeydi; 15 yıllık evlilik resmen sona erecekti.

Duruşma gününe hazırlanırken yanlarına almaları gereken belgeleri kontrol ettiler: nüfus cüzdanları, evlilik cüzdanı, e-Devlet‘ten alınan güncel nüfus kayıt örneği ve mal varlığını gösteren belgeler.

Duruşmada Neler Yaşandı?

Mart 2026’nın soğuk bir sabahı, Mehmet Bey ve Ayşe Hanım Adliyeye gittiler. Aile Mahkemesi’ne alındıklarında hakim önce kimlik tespiti yaptı. Ardından TMK 166/3 kapsamında anlaşmalı boşanma duruşmasının özüne geçildi.

Hakim, protokolü detaylıca incelemişti. Her iki tarafa ayrı ayrı şu soruları yöneltti: “Boşanma kararınız özgür iradenizle mi verildi?”, “Herhangi bir baskı veya tehdit altında mısınız?”, “Protokoldeki tüm maddeleri kabul ediyor musunuz?”

Çocukların velayeti ve nafaka konusunda hakim özellikle dikkatli davrandı. İştirak nafakasının çocukların ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamayacağını değerlendirdi. Mehmet Bey’in gelir durumunu ve Ayşe Hanım’ın çalışma durumunu sordu. Çocukla kişisel ilişki düzenlemesinin çocukların yaşına ve okul programına uygun olup olmadığını inceledi.

Protokoldeki tüm düzenlemeleri uygun bulan hakim, yaklaşık 20 dakika süren duruşmanın sonunda boşanma kararını açıkladı. Her iki taraf da önceden hazırlanan istinaftan feragat dilekçesini sunarak kararın hızla kesinleşmesini sağladı. Gerekçeli karar yazılıp kesinleşme şerhi alındığında Mehmet Bey ve Ayşe Hanım’ın evlilikleri resmen sona ermiş olacaktı.

Boşanma Sonrası Yapılması Gerekenler

Duruşma bittiğinde süreç henüz tamamen tamamlanmamıştı. Karar kesinleştikten sonra yapılması gereken işlemler vardı:

Ayşe Hanım’ın nüfus müdürlüğüne başvurarak soyadı değişikliği ve kimlik yenileme işlemlerini başlatması gerekiyordu. Konutun tapu devri için mahkeme kararı ve kesinleşme şerhi ile birlikte tapu müdürlüğüne başvurulacaktı. Protokolde “tescil” ibaresi yer aldığı için Ayşe Hanım tek başına tapu devir işlemini yaptırabilecekti. Mehmet Bey, aracın trafik tescil işlemleri için mahkeme kararıyla birlikte ilgili kuruma başvuracaktı. Çocukların okul kayıtları ve sağlık sigortası gibi işlemlerde velayet kararının ibrazı gerekecekti.

Mehmet Bey’in Çıkardığı Dersler

Mehmet Bey süreç tamamlandıktan sonra çevresindeki arkadaşlarına şu tavsiyelerde bulunuyordu:

“Eğer eşinizle anlaşabiliyorsanız, anlaşmalı boşanma kesinlikle en doğru yol. Çekişmeli boşanma 1-3 yıl sürebiliyor ve hem maliyet hem de duygusal yıpranma çok daha ağır. Ama protokol hazırlarken asla acele etmeyin. Her maddeyi somut, net ve uygulanabilir yazın. ‘İleride konuşuruz’ dediğiniz her konu, gelecekte yeni bir dava sebebi olabilir.”

Ayşe Hanım ise özellikle kadın arkadaşlarına mali hakları konusunda dikkatli olmalarını söylüyordu: “Nafaka artış oranı mutlaka konulmalı. Bugün yeterli görünen rakamlar birkaç yıl sonra geçimizi karşılamayabilir. Ziynet eşyalarınızı da protokolde açıkça düzenleyin; Yargıtay kararlarına göre altınlar kadına ait olsa bile protokolde düzenlenmemesi sorun yaratabilir.”

Çocukları açısından en büyük avantaj, anne babalarının kavgalı bir boşanma yaşamamış olmasıydı. Aile Mahkemesi bünyesindeki uzmanların hazırladığı sosyal inceleme raporu (SİR) gerekmemişti çünkü taraflar velayet konusunda anlaşmıştı ve hakim düzenlemeyi çocukların yararına uygun bulmuştu.

Anlaşmalı boşanma yasal süreci kısaltır; ancak duygusal süreç her aile için farklı ilerler. Mehmet Bey ve Ayşe Hanım, çocuklarının psikolojik durumunu boşanma sonrasında da yakından takip etmeye devam ettiler. Gerektiğinde uzman desteği almaktan çekinmediler.

Sonuç olarak, iyi hazırlanmış bir protokol ve doğru hukuki rehberlik ile anlaşmalı boşanma süreci gerçekten tek celsede tamamlanabilir. Ancak bu “kolaylık” ancak titiz bir hazırlık sürecinin ürünüdür. Mali gücünüz yeterli değilse Adana Barosu Adli Yardım Bürosu’ndan ücretsiz avukat desteği alabilir, UYAP Vatandaş Portal üzerinden dosyanızı takip edebilirsiniz.

5/5 - (1 vote)