2026 yılına girerken Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan yıllık enflasyon oranları, binlerce kişinin nafaka bağlantılı hukuki süreçlerini doğrudan etkiliyor. Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ve Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerindeki artış oranları, nafaka miktarlarının güncellenmesinde temel referans noktası olarak kullanılıyor.
Peki bu endeks artışları pratikte nasıl uygulanıyor? Nafaka alan taraf otomatik olarak bu artıştan yararlanıyor mu, yoksa ayrı bir hukuki işlem mi gerekiyor?
Table of Contents
Nafaka Artırımının Yasal Dayanağı
Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine göre irat biçiminde ödenen yoksulluk nafakası, tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde mahkeme kararıyla artırılabilir (TMK m. 176/4). Çocuk için ödenen iştirak nafakasında da durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler (TMK m. 331). Enflasyon oranları bu kapsamda değerlendiriliyor. Nafakanın her yıl kendiliğinden artması ise ancak kararda bu yönde bir hüküm varsa mümkün: hâkim, istem hâlinde nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir (TMK m. 176/5, 182/4, 330/3). Kararda böyle bir hüküm yoksa nafaka kendiliğinden artmaz; artış için dava açmak gerekir. Hangi nafaka türü için artırım istendiği de sonucu etkiliyor; tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası ayrımını ayrıca ele aldık.
Uygulamada mahkeme kararlarının bir kısmında “ÜFE oranında artış yapılacağı” açıkça belirtiliyor, bir kısmında ise böyle bir hüküm bulunmuyor. Hüküm bulunmayan kararlarda nafaka alan taraf, artırım için ayrı dava açmak zorunda kalıyor.
ÜFE mi, TÜFE mi? Hangisi Esas Alınır?
Yargıtay uygulamasında genellikle ÜFE oranı esas alınıyor. Kanun ise belirli bir endeks öngörmüyor (TMK m. 176/5, 182/4, 330/3). İki endeks yıllara göre belirgin biçimde ayrışabiliyor: TÜİK verilerine göre Aralık ayı yıllık artış 2022’de ÜFE’de %97,72, TÜFE’de %64,27; 2025’te ise ÜFE’de %27,67, TÜFE’de %30,89 oldu. 2026 yılı itibarıyla çoğu mahkeme kararında “yıllık ÜFE oranında artırım” şeklinde hüküm kurulduğunu görüyoruz.
Bununla birlikte, bazı özel durumlar TÜFE oranının tercih edilmesine yol açabiliyor. Özellikle nafaka alan tarafın yaşam koşulları ve giderleri TÜFE’yle daha paralel bir seyir izlediği durumlarda mahkemeler bu endeksi tercih edebiliyor.
Artırım Nasıl Hesaplanır?
Kararda ÜFE oranında artış hükmü varsa hesaplama oldukça basit: Mevcut nafaka miktarı, kararda gösterilen ve TÜİK’in açıkladığı ÜFE artış oranıyla çarpılıp mevcut miktara ekleniyor. Örneğin, aylık 3.000 TL nafaka alan bir kişi ve yıllık ÜFE artışı %45 ise: 3.000 + (3.000 x 0,45) = 4.350 TL olur.
Artışın hangi tarihten itibaren, hangi endeks ve hangi değişim oranıyla uygulanacağı mahkeme kararındaki hükme göre belirlenir; kararda bir tarih gösterilmişse o tarih esas alınır. Nafaka ilk kez belirlenirken mahkemenin nafaka miktarını neye göre hesapladığı ayrı bir yazının konusu.
Otomatik Artış mı, Dava mı?
Mahkeme kararında ÜFE hükmü varsa: Nafaka ödemekle yükümlü taraf, her yıl otomatik olarak artırım yapmak zorunda. Yapmadığı takdirde ödenmeyen artış farkları için icra takibi başlatılabilir.
Mahkeme kararında böyle bir hüküm yoksa: Nafaka alan tarafın “nafaka artırımı davası” açması gerekiyor. Adana’da bu tür davalar aile mahkemelerinde görülüyor ve ortalama 4-6 ay sürüyor.
Nafaka Artırım Davasının Özellikleri
Nafaka artırımı davası açarken dikkate alınması gereken başlıca unsurlar şunlar:
Artırım koşulları: Kanun, artırım için tarafların malî durumlarının değişmesini veya hakkaniyetin gerektirmesini arar (TMK m. 176/4); iştirak nafakasında ölçü durumun değişmesidir (TMK m. 331). Kanunda yükümlünün gelirinin artmış olması ayrı bir koşul olarak aranmaz. Mahkeme miktarı belirlerken alacaklının ihtiyacını ve yükümlünün ödeme gücünü birlikte göz önünde tutar; iştirak nafakasında çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınır (TMK m. 175, 330).
İspat yükü: Artırım isteyen taraf, dayandığı değişikliği ispatla yükümlüdür (TMK m. 6). Enflasyon oranları TÜİK’in resmî verileridir; tarafların gelir durumunu göstermek için maaş bordroları, vergi beyannameleri gibi belgeler kritik önem taşıyor. Belgelerin toplanıp dosyaya sunulması için Adana’da çalışan Kutlay Hukuk Bürosu gibi bürolardan destek alınabiliyor.
Başlangıç tarihi: Uygulamada, mahkeme artırıma karar verirse artırılan miktar dava tarihinden itibaren geçerli oluyor; dava açılmadan önceki dönem için artırım istenemiyor.
2026 Yılında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Bu yıl nafaka artırımında özellikle şu konulara dikkat etmek gerekiyor:
Enflasyon oranlarının yüksek seyretmesi nedeniyle, bazı mahkemeler ÜFE’nin tamamı yerine belirli bir kısmını (örneğin %70’ini) uygulamayı tercih edebiliyor. Bu durum özellikle yükümlünün gelirinde aynı oranda artış olmadığı hallerde gündeme geliyor.
Nafaka artırımı davalarında arabuluculuğa başvuru dava şartı değildir. Arabuluculuk son tutanağı alınmadan yetkili aile mahkemesinde dava açılabilir. İhtiyari arabuluculuğa elverişlilik ise nafakanın türüne ve talebin niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Pratik Öneriler
Nafaka alan taraflar için önerilerimiz şöyle: Eğer mahkeme kararınızda ÜFE artışı hükmü yoksa, enflasyon oranlarının açıklanmasından sonra mümkün olan en kısa sürede dava açın. Artırım dava tarihinden itibaren uygulandığı için dava açılana kadar geçen dönemin farkı sonradan istenemez.
Nafaka ödemekle yükümlü taraflar içinse şu tavsiye: Mahkeme kararında artırım hükmü varsa, tartışmaya girmek yerine düzenli ödeme yapmak daha mantıklı. Çünkü ödenmezse hem ana borç, hem gecikme faizi, hem de icra masrafları eklenebiliyor.
Her iki taraf için de önemli bir not: Nafaka artırımı konusunda anlaşmazlık yaşanması durumunda, konusunda deneyimli bir hukuk danışmanına başvurmanızı öneririz. Özellikle karmaşık mali durumların olduğu davalarda profesyonel destek almak sürecin daha sağlıklı yürümesini sağlıyor. Adana’da aile hukuku dosyalarına bakan avukatlardan biri de Av. İbrahim Burak Yalçın.
